30 Aralık 2016 Cuma

İMZALI BTS -DARK&WILD ALBÜMÜM



Resmen dağa taşa bağırasım var. BENİM BTS İMZALI ( EVET ARKADAŞLAR ORİJİNAL İMZALI!) DARK&WILD ALBÜMÜM VAR!!! Şuan mutluluğumu kelimelere dökemeyeceğim sanırım. O kadar ani gelişti ki bu albümü almam hiç aklımda yoktu. Takip edenler bilir imzalı albümler çok pahalı.(300-500 arası bir şeyler) Ve almam imkansızdı. İlk başta Bts albüm koleksiyonu yapmaya Wings albümünden başlayacaktım ama bu albümün imzalı olarak satıldığını görünce resmen üzerine atladım.


Normalde 350-400 civarı olan bu imzalı albümü 150 tl ye aldığım için de ayrı bir mutluyum. Çünkü imzasızı 130 tl. Ve bu fırsatı asla bir daha elime geçiremezdim eminim. Düşünsenize bu albüme BTS grubu dokundu, imzaladı. Çıldırıyorum anlayacağınız. Jiminimin elleri deydi diye tabi ki evin içinde çığlıklar atmadım. Ne münasebet. 

İlk Bts albümümün imzalı olması da ayrı bir güzel oldu. Artık ilerleyen zamanlarda tüm albümlerini toplamaya çalışacağım. DANS DANS DANS!

NOT: SÜREKLİ ELİME ALIP ALBÜMÜ İNCELEMEM NORMAL Mİ? YAKINDA KENDİSİYLE UYUYACAĞIM SANIRIM :D
 İÇİNDEKİLER (PHOTOBOOK+ 1 TANE GRUP PHOTOCARD+ 1 TANE RANDOM PHOTOCARD (BANA JUNGKOOK ÇIKTI EHEHHE+ CD+ 2 TANE KART

Kapkaranlık Ormanda -Ruth Ware I Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Kapkaranlık Ormanda
Orijinal Adı: In A Dark, Dark Wood
Yazar: Ruth Ware
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 376



















ARKA KAPAK:

Karanlık ormanda
Karanlık, kapkaranlık bir ev vardı;
Ve o karanlık evde karanlık, kapkaranlık bir oda...
O karanlık odada...
Bazen korkulacak tek şey... insanın kendisidir. Nora on yıldır geçmişinden kaçıyordu. Evini, arkadaşlarını ve özlememesi gerektiğini düşündüğü bir hayatı geride bırakmıştı. Hiç beklemediği bir anda gelen bir bekârlığa veda partisi daveti, onu geçmişiyle yüzleşmeye zorluyordu. Bu, Nora'nın geçmişini nihayet bir kenara bırakması için bir işaret miydi? Ama bir şeyler yanlış gidiyordu. Çok ama çok yanlış... Bazı sırların sonsuza dek saklanması mümkün müydü?
YORUMUM:


W dizisini izleyenler bilir başrolün dizide okuduğu kitap Kapkaranlık Ormandaydı. Bunu gören Öznur durur mu hiç büyük bir merakla kitabı aldım. Kitabın konusundan kısaca bahsedecek olursak: Nora bir gün eski lise arkadaşlarından olan Clare’in bekarlığa veda partisine davet ediliyor. Lise arkadaşlarıyla ve eski yaşadığı yerle bağlantısını kestiği için ilk başlarda gitmek istemese de bir şekilde kabul ediyor. Dağ evi, sırlar, gizem ve tabi ki olay dağ evi olunca cinayette kendini hemen gösteriyor. :D Ve bizde katili ve nedenini  aramaya çalışıyoruz.

Aslında bana biraz Siyah Buz’u anımsattı. Onu da çok sevmiştim bu kitabı da çok sevdim. Gerilim romanları pek okumasam da okuduğum gerilim romanlarının çoğunu sevdim. Bu kitapta da gerilimi sonuna kadar hissettim. İlk başta biraz durağan başlıyor. Ama kitabı bir yerden sonra elinizden bırakamıyorsunuz. Son 100 sayfayı soluksuz okudum.

Özellikle kitabın gidişatını çok sevdim.Mesela arada dağ evinde olanlardan sonrasına yer verilmişti. Sonra tekrar dağ evindeki ana dönüyordu. Öncesini ve sonrasını aynı anda okumak ve olayların arasında bağ kurmak  derken bir bakmışım kitap bitmiş. Yazar gizem unsuru kitaba oldukça güzel yedirmişti.


Yazar son ana kadar öyle kafa karıştırıyor ki katil o muydu bu muydu diye gelgitler yaşatıyor. Sadece bazı karakterlerden almam gereken hissi alamadım. Onun dışında gerilim dolu, gizemli, cinayetli, katilli, dramlı kitapları okumayı seviyorsunuz bu kitabı kesinlikle okumalısınız.

PUANIM:
4/5

13 Aralık 2016 Salı

Instagram Çekilişim

Uzun zamandır aklımda olan bir çekilişti. Hem instagram hesabımın 1000 olması şerefine kendi ellerimle hazırladığım fotoğraftaki bu güzellikleri veriyorum kazanana. İlk çekilişimin teması "Kargalar Meclisi" O yüzden hediyelerin hepsi bu kitapla ilgili. 

•Kargalar Meclisi kitabı
•Ketterdam mum
•Büyük boy poster ( Posterle aşk yaşıyorum resmen)
•Kupa
•6 tane çift taraflı magnetli ayraç


İnstagram hesabımdan çekilişle ilgili detaylara bakabilirsiniz. TIK.

10 Aralık 2016 Cumartesi

Jimin BTS Çizimim


Şimdiye kadar çizdiğim en iyi resim ve blogumda olmasa ayıp olurdu. Odamın baş köşesine astım resmen bakıp bakıp içip gidiyor. Tabi ki biasım Jimin! Sizinki hangi üye? Yorum olarak düşün.

5 Aralık 2016 Pazartesi

Oyun Bitti -Jeanne Ryan | Kitap Yorumu

Kitabın Adı: Oyun Bitti
Orijinal Adı: Nerve
Yazar: Jeanne Ryan
Yayınevi : Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 300


















ARKA KAPAK:
Bu oyunu oynarsanız hayatınızla oynarsınız! Sinir adındaki bir internet sitesi, oyuncuların cesaretinin test edildiği ve siber ortamda naklen yayımlanacak olan bir oyunun duyurusunu yaptığında, binlerce kişi katılımcı olarak başvuruda bulunur. Şartlar çok açıktır: Eğer şehrin en işlek caddesinde gece yarısı bir hayat kadını gibi giyinerek dolaşabilecek, bir bara girip belalı tiplere sataşabilecek veya herkesin köşe bucak kaçtığı okul müdürünü herkesin ortasında küçük düşürebilecek cesarete sahipseniz bu oyuna katılmamanız için hiçbir neden yok demektir. Vee, ilk başlarda oyuna katılma konusunda kararsız kalsa da, oyunun arkasında her kim varsa, onun zaaflarını ve nasıl kandırılabileceğini çok iyi bilmektedir. Reddedemeyeceği ödüllerin cazibesine kapılıp partner olarak über yakışıklı Ian'la eşleşen Vee, kendini keyifli bir oyunun içinde bulur. Bir oyun daha... Bir oyun daha... Artan takipçi sayısı... Güzel ödüller... Heyecanlı saatler... Başlangıçta her şey yolunda gibi gözükse de büyük ödüle giden yolun pek de tekin olmadığını fark eden Vee, katılımcılarla birlikte ölümcül bir tehlikenin içinde olduklarını anlar. Artık onlar dönüşü olmayan bir noktadadırlar.
YORUMUM:

Öncelikle bu kitap aslında hiç listemde yoktu ama filmini izleyip bir kitaptan uyarlama olduğunu görünce hemen aldım. Çünkü filmini gerçekten çok sevmiştim.(Filmin Adı: Nerve) Kitabın konusu zaten beni hemen içine çekti. Kitaba başladığım andan itibaren elimden bırakasım gelmedi.  Kitabı okurken filmindeki gibi oyun sahnelerinde bayağı heyecanlandım. Böyle içinde oyun barındıran kitapları ayrı seviyorum. Açıkçası sıkıldığım bölümler olmadı. Sadece Vee ve Ian karakterlerinin arasındaki ilişkinin hissettirilemediğini düşünüyorum. En büyük eksikliklerinden biri buydu.

Zaten kitap çok kısa ve fazlasıyla akıcı olduğu için yorumda da pek bir şeyden bahsetmek istemiyorum. Ama filmini mi daha çok sevdin kitabını mı diye sorarsanız cevabım kesinlikle filmi olurdu. Hem oyunculardan hem de senaryodan dolayı film beni içini daha çok çekmişti. (FİLMİNİ KESİNLİKLE İZLEYİN.)

Kitapla film aynı değildi. Karakterlerin isimleri hariç her şey farklıydı.(Oyunlar, gidişat, final bölümü hepsi farklıydı) Filmdeki oyunları daha çok sevdim. Daha fazla cesaret gerektiren daha ekşınlı oyunlardı. Kitaptakiler filmi izledikten sonra biraz sönük kaldı  gibi ama kesinlikle heyecan vericiydiler. Keşke sonu filmdeki gibi olsaymış. Sen o kadar tempolu ekşınlı bir şekilde ilerle sonunda tempo düşsün ve ne olduya gelsin son. Böyle bir son beklemiyordum açıkçası.  Bide eksik olan bir yer giriş sahnesinde verilen olayın bir yere bağlanmış olmaması. O zaman o giriş sahnesi neydi yani?


Kitabı sevdiğimi söyleyebilirim sonu da iyi bir şekilde olsaydı tam puan alırdı kesinlikle. Ama bahsetmiş olduğum eksiklerden dolayı puan kırdım.

Filmini izlemeniz için iki neden : Dave Franco ve Emma Roberts
PUANIM:
3.5/5

29 Kasım 2016 Salı

Kırık Kalpler - Sarah Ockler | Kitap Yorumu








Kitabın Adı: Kırık Kalpler
Orijinal Adı: The Book of Broken Hearts
Yazarı: Sarah Ockler
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 350












ARKA KAPAK:
Her şey kalp kırıklığına işaret ettiğinde, aşkın iyileştirici gücüne inanabilir misiniz? Jude ablalarından çok şey öğrenmişti ama en önemlisi, Vargas erkeklerinden uzak durması gerektiğiydi. Bir Vargas erkeğini sevmenin yol açabileceği felakete, gözyaşlarına şahit olmuş ve ablalarıyla birlikte bir yemin etmişti: Asla bir Vargas'la birlikte olmayacaktı. Jude yaz tatilini hasta babasının klasik motorsikletini tamir ederek onu yeniden hayata bağlamaya adamıştı, ki bu da, bu işten anlayan birisini bulması anlamına geliyordu. Bulduğu kişinin sevimli bir çocuk olması Jude'un suçu muydu? Ve şaşırtıcı derecede tatlı? Ve ayrıca Vargas? Jude kendi kendine Emilio ile aralarında geçenlerin tamamen motorsikletle ilgili olduğunu söylüyordu. Ablaları asla bu durumu öğrenmeyecekti ve ayrıca Jude, Vargas erkeklerinin flörtöz hareketlerinin kilometrelerce uzaktan fark edebiliyordu, asla bir tanesine âşık olmazdı. Fakat işler Jude'un planladığı gibi gitmiyordu, tarih tekerrürden ibaretse kendisi hızla bir felakete doğru koşuyor demekti, tabii eğer ablaları yanılmamışsa...
YORUMUM:


Konusu kısaca Alzheimer hastası olan babasının mutluluğunu isteyen bir 17 yaşındaki bir kızın hayatını bir kenara bırakıp babası için elinden geleni yapması ve tüm ailenin bu yöndeki çabaları. Ne kadar kapağından ve isminden Aşk temalı bir kitap olduğunu düşünsem de konu itibariyle aile ilişkileri ön plandaydı. Kitaba başlarken konusunun bu yönde olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Yani bir aşk kitabı bekliyorsanız yanılıyorsunuz çünkü aşk kitapta ikinci planda. Emilio ile de zaten babasının anılarını canlandırmak için bulduğu babasına ait eski motorsikletini tamir ettirmek için tanışıyorlar.

İçerisindeki bazı İspanyolca kelimelerin çevrilip bazılarının çevirilmeyişi kafa karıştırıcıydı bence. Bunun dışında kitabın dili güzeldi ve akıcı bir kitaptı.

Jude’un karakterini, Papiyi(babası) çok sevdim. Özellikle aralarındaki bağı. Kitaptaki en güzel şeylerden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Fazlasıyla güzel yansıtılmıştı. Jude ve Emilio arasındaki diyalogları okumak da keyifliydi. En çok Jude’un arkadaşlarına sinir oldum kitapta çünkü sanki babasında bulaşıcı bir hastalık varmış gibi aileye yaklaşmamalarıydı.


Yeri geldi gülümsetti yeri geldi hüzünlendirdi. Bazen sıkılmışta olabilirim. Kız kardeşlerin “Vargas erkeklerine ölüm” tutumu bir süre sonra gerçekten çok sıkıcı bir hal aldı. Klişeler fazlaca vardı. (Aşk içeren kısımlar) Özellikle sonu çok klişeydi. Daha özgün ve farklı bir şeyler beklemiştim hiç değilse sonlarda değişik bir olay olabilirdi. Başta da söylediğim gibi özellikle babasıyla olan kısımları sevdim. Yani beni çok fazla heyecanlandıran bir kitap değildi. Böyle aile ilişkileri ve birazda aşk olsun diyorsanız okunabilir bir kitap. 

ALINTILAR:

Yüreğim, ağzıma hoş geldin. Kendini yabancı hissetme!

*****

Sadece tek bir hayatımız vardı. Günlerimizi oturup geçmişe özlem duyarak geçirebilirdik. Eski resimlere bakıp kendimize aynı eski hikâyeleri anlatabilirdik ama onlar sadece hikâyeydiler. Birer anı. Yaşanmış ve bitmişlerdi. Belki harika ve hayret vericiydiler, belki hayatlarımızı bir daha hiç değişmeyecek şekilde değiştirmişlerdi, ama artık yoktular.

*****

Papi'nin göz kenarları duyguyla karıştı. " Seni motosiklet binmeye kendim götürmediğim için üzgünüm Juju. İnsan gerçekten çok zamanı olduğunu düşünüyor ve sonra hayat geçiyor. Yarınlar bugün olduğunda bir bakmışsın ki...

*****

PUANIM:
3.5/5

21 Kasım 2016 Pazartesi

35. İstanbul Kitap Fuarı | Kitap Alışverişim



Uzun bir aradan sonra tekraardan herkese merhabaaaa! 

Hiç hesapta yokken Münevver(@mavienigma) ile Ayşin'in(@bibliyofilbaykus ) bol ısraraları üzerine Trabzon'dan İstanbul'a fuara gittim. :D(Ve daha önce hiç İstanbul'a gitmemiştim bol bolda gezdim:D)


Fuar tam olarak beklediğim gibi değildi zaten ilk gün Münevver ve kuzenimle birlikte gezdik. İndirime biz mi rastlamadik yoksa indirim mi yoktu tartışılır. Bana göre indirim yoktu internetten daha uygun fiyata hepsini alabilirdim ama ilk kez tüyapa gittim diye almak istedim. Hepsi listemde olan kitaplardı zaten. Okumak için sabırsızlanıyorum. 


Münevverle standları gezmek çok eğlenceliydi. Gerçi tam bir pislik olduğunu zaten biliyoruz. Ama seviyorum! 😍 Standlari gezerken Elif( @tardisayraclikiz) ile tanışma fırsatım oldu tıpkı videolarindaki gibi çok samimi ve içten. Ayşintoşu da sonunda gördüm. Çok fazla konuşma firsatimiz olmadı görevli olduğu için ama onu gördüğüm içinde çok mutlu oldum.


Sonunda Jbid@imbookwormm ve Gülcan@lilith_okuyor ile görüştük. Ayak üstü sohbet ettik zaten daha sonra orada fazla kalamadim ve daha da gidemedik fuara.Hepsi fazla minnoştu iyi ki tanışmışız. 😍Bi Sevdeyi@murekkep_yurek göremedim keşke görüşebilseydik tayfa tamamlanırdı.😔


Daha sonra Gamze (@upsspoilers) ve Büşra (@peraninkitapligi ) ile karşılaştık. İkisinide tanıdığım için mutluyum. Gamzeyle daha önce konusmamıştım ama YouTube dan takip ediyordum. Kendisi çok tatlış bir booktuber.(Münevver burda saydırmıştır shahdhsh) Ve son anda Mehlika ile de karşılaştık. Benim için güzel bir anı oldu bu Tüyap. İndirim olsaydı tadından yenmezdi tabi.


ALDIĞIM KİTAPLARA GELECEK OLURSAK:

PEGASUS YAYINLARI :
Sevdiğim Tüm Erkeklere (Bu kitaba ingilizce olarak başlamıştım hatta yarısındaydım ama pdf olarak okumayı çok sevmediğimden ingilizcesini alacaktım ama pegasus basnca kaçırmak istemedim.Pegasustan alacak olduğum 3 4 kitap daha vardı ama maalesef indirim oranı sıfır resmen. Bu kitabı da 22 tl ye anca indirdim. Yanında da karton poşet istemeyi ihmal etmedim tabi ama ayraç koymamışlar biraz üzdü.)

YABANCI YAYINLARI:
Kapkaranlık Ormanda (W dizisinde görünce hemen balıklama atladım :D)
Hava Uyanıyor (Aslında listemde değildi o sırada direk önümde bu vardı diye aldım denebilir. Çünkü bez çantaları ve rozetleri 50 tl üzerine veriyorlardı. Sırf o yüzden bunu da aldım üç kitaba toplam 62 verdim. 2 tl yi bile düşürmediler siz düşünün. Zaten bizimle ilgilenen kız suratsızdı açıkcası alında gidin der gibiydi. Ve zaten daha sonra eve gittiğimde bir de ne göreyim rozerleri koymamış poşete! Gelde çıldırma tabi. Sen taaa Trabzon'dan fuara gel rozet aldım diye mutlu ol ama rozetler poşetten çıkmasın. Neyse sonra kuzenime dedim o gidip almış.)
Yazdan Geriye Kalanlar ( Bu kitabı ne kadar zamandır ingilizce okuyacağım diye bekletiyordum ama çevirisi gelince almamak olmazdı. )

OLİMPOS YAYINLARI
Gizli Bahçe (Alışverişimin incisi resmen. Çıkacağını duyar duymaz listeme eklemiştim. Ve diziye tekrar başladım baya önceden izlemiştim zaten. Bu arada ben fuara ilk gün gittiğimde karton çantası yoktu daha sonradan gelmiş. Kuzenime dedim onu da gidip aldı. :D) 15 tl.

PARODİ YAYINLARI
Yolcu ( Kitabın kapağına cildine her şeyine vuruldum. Zaten yazar favorim okumak için sabırsızlanıyorum. Parodiden bir iki kitap daha alacaktım indirimler çok güzeldi ama ilk günden param bitsin istemedim. Ve daha sonrada fuara gitmedik.) 20 tl idi.

ALTIN KİTAPLAR:
Oyun Bitti ( Kitabın filmini izleyip çok beğenmiştim. İsmi Nerve idi sanırım. Eğlenceli bir filmdi. Kitabı olduğunu duyunca da hemen aldım. Aslında Kubbenin Altında yı alacaktım ama o sıra onu unutmuşum. :( Bir türlü alamadım şu kitabı içim gidiyor. 13 tl verdim bunada.

EK OLARAK:
Oyunbaz (Kuzenim verdi almış ama okumamış.)
Korece 1 ( Korece öğrenmeyi uzun zamandır istiyordum D&R de rastlayınca alasım geldi.)

Evet bu benim ilk tüyabımdı ve açıkcası hayal kırıklığına uğradım. Fuar dediğin indirimli olur. İnternette olan indirimden bile daha fazlaya satmak ne demek? Kalsın bundan sonra almayayım. Ama benim için güzel bir anı oldu.  

Siz fuara gittiniz mi? Hangi kitapları aldınız? Fiyatlardan memnun muydunuz? Şöyle yorum olaarak iliştirin. :D

8 Kasım 2016 Salı

Isla ve Mutlu Son -Stephanie Perkins | Kitap Yorumu

Adı: Isla ve Mutlu Son
Orijinal Adı: Isla and the Happily Ever After
Yazarı: Stephanie Perkins
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 328
Seri: Anna and the French Kiss #3













ARKA KAPAK:
Aşk onları bir yaz günü, asla uyumayan şehrin sokaklarında yakalamıştı… ama ya ona sahip çıkmak düşündükleri kadar da kolay değilse? Romantizme umutsuzca inanan Isla, lise birinci sınıftan beri kendini çizdiği karikatürler arasında kaybetmiş Josh'a âşıktı. Yaz tatili esnasında Manhattan'da yaşanan tesadüfi bir karşılaşma sonrasında Isla belki de aşkın o kadar da uzakta olmadığını fark etmişti. Ancak yeni okul yılının başlamasıyla Isla ve Josh, her genç çiftin karşılaştığı güçlüklerle yüz yüze gelmek zorunda kalmışlardı: ailevi sorunlar, gelecek kaygısı ve birbirlerinden ayrılmak zorunda kalabilecekleri gerçeği.
YORUMUM:

Kitabı Rabia ile okumaya başladık ve ben bitireli baya oluyor ancak yeni yorum yazabiliyorum. Çünkü vizelerim bitti çok şükür.
Öncelikle  yazarın yazım tarzını çok sevdiğimi belirtmeliyim. Her kitabından ayrı tat aldığım okuması eğlenceli çok minnoş kitaplardı hepsi. Merak unsurları yok ve kitaplarının sonlarını tahmin edebiliyorsunuz ama bu hiçbir şekilde kitaplarının akıcılığını ve güzelliğini bozmuyor. Üç kitap arasından hangisi favorin derseniz elbette Anna and the French Kiss olur cevabım.(St.Clair ve Anna) Yazarın tüm karakterlerini ayrı ayrı seviyorum. Fazla samimiler ve sanki gerçekmişler gibi.

Isla karakterinin o güvensiz hallerini yazar çok iyi bir şekilde bize yansıtmış. Evet bazen Isla’nın fazlasıyla sinir bozucu hareketler ve düşünceler içine girmesi sinir etmedi değil ama bence tam olarak yansıtılmak istenen de buydu. Josh karakterini ilk başlarda sevemedim doğruya doğru. İlişkilerinin de çok çabuk geliştiğini düşünüyorum. Ama sonlara doğru Josh u sevdim. Özellikle kendi otobiyografik çizgi romanını çizmesi vs çok hoşuma giden ayrıntılardandı. Ama keşke kitabın içinde o çizgi romandan olan sayfalara yer verilseydi. Kitabı daha çok sevebilirdim.

Kurt karakterine ilk başlarda çok fazla yer verilirken sonlara doğru hiç olmayışı sanki gereksiz bir karaktermiş gibi durdu bence. Josh gelince Isla’nın gözü kimseyi görmedi tabi. Ama Kurt ile olan arkadaşlıklarını sevdim.

En sevdiğim kısma gelecek olursak. Tabi ki okuyanlar hemen tahmin etmiştir. Tüm ekibin toplandığı sahne!! Zaten serinin tüm kitaplarında karakterlerin hep birbirleriyle bağlantılı olduklarını okuyorduk. Bu kitapta onları bir arada görünce çok mutlu oldum. Özellikle St.Clair ve Anna ikilisini görünce neşem ikiye katlandı. Lola ve Cricket ı da unutmamak gerek. Keşke daha uzun sahneleri olsaydı. Okumalara doyamazdım.


Kitaba zaten başladığınız anda hemen bitiyor. Yazarın dili çok akıcı, karakterler sıcacık. Romantik aşk kitabı okumak istiyorsanız kesinlikle okumanız gereken bir seri. Ve yazarın en sonunda kocasına yazdığı not diyorum ve susuyorum. 

ALINTILAR:

"Ufak tefek olmanı seviyorum. Seni cebimde taşıyabilecek olmayı seviyorum."

*****

İnsanlar kalp acısını iyileştiren tek şeyin zaman olduğunu söyler. Ama bu ne kadar zaman alacak?

*****

Keşke bana çizdiği şeylere baktığı gibi baksa. O zaman bende utangaçlıktan fazlasını yattığını görebilir, benim onda tembellikten fazlasının yattığını gördüğüm gibi.

*****

''Boş bir tuval sınırsız olasılıklarla doludur.''

*****

"Hikayesi yok. Bir gün seni gördüm ve öylece anlayıverdim." .


PUANIM:
3.75

23 Ekim 2016 Pazar

Çiziyorsam Varım! (Lets Fight Ghost, Lexa)


Lets Fight Ghost dizisini bitirdikten sonra böyle minnoş şeyler çizdim ve aşırı beğendim. Sizce nasıl olmuş? *.*



Ve her zamanki gibi yine Lexa 'yı çizdim .(The 100 dizisinden)
Çok seviyorum ne yapayım :D


Siz çizimlerim hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum. :)

20 Ekim 2016 Perşembe

Wonder -R.J. PALACIO | Kitap Yorumu

Orijinal Adı: Wonder -Mucize
Yazar: R.J. Palacio
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 334
Çevirmen: Berna Sirman
Türü: Genç Kurgu, Çocuk, Aile

















ARKA KAPAK:
Kaderinde Sıradışı Olmak Varsa Sıradan Kalamazsın… Merhaba, adım August. Size nasıl göründüğümü anlatmayacağım. Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorumdur. August (Auggie) Pullman yüzünde fiziksel bir bozuklukla doğduğu için, normal bir okula gidemiyordu… şimdiye kadar. Yakında Beecher Ortaokulu'nda beşinci sınıfa başlayacak ve ömrünüzde bir kere bile "yeni çocuk" olduysanız, bunun ne kadar zorlu olduğunu tahmin edebilirsiniz. Dondurma yemek ve Xbox'ında oyun oynamak gibi sıradan şeyleri seven Auggie aslında sadece sıradışı yüzü olan, sıradan bir çocuk. Peki, yeni sınıf arkadaşlarını, görünüşünün ardında kendisinin de onlar gibi olduğuna ikna edebilecek mi?
YORUMUM:

Kitap bayağı elimde süründü kabul ama hem İngilizce olarak okuyordum hem de bir türlü elime alamıyordum. Wonder tam anlamıyla bitirdiğim tek İngilizce kitap. Dili fazlasıyla basit. Zaten 10 yaşındaki çocukların ağzından okuyoruz kitabı o yüzden cümleler çok basit.

Kısaca konusuna değinirsek; Auggie 10 yaşında ve doğuştan yüzünde fiziksel bozukluklar var. Bu yüzden okula hiç gitmemiş ve evde annesi tarafından eğitim görmüş. Ailesi artık beşinci sınıfa geldiği için onu okula yazdırmak ister ama Auggie buna karşı çıkar. Daha sonradan bir şekilde okula gitmeyi kabul eder. Ve kitabı ilk başta Auggie’nun açısından okusak da sonradan okuldaki ve ailesinden olan kişilerin bakış açılarından da okuyoruz.


Kendi çizimimi de araya sıkıştırayım. 
Bölüm bölüm herkesin bakış açısını okumak gerçekten keyif vericiydi.(Auggie’nin ablası Via, Via’nın sevgilisi Justin, Auggie’nin okuldan arkadaşları Jack ve Summer ve Via’nın arkadaşı Miranda)  Herkesin Auggie hakkında ne düşündüğünü ve ne hissettiğini okumak kitabı sevmemde büyük etken. Sadece Auggie tarafından aktarılsaydı bazı şeyler tam olmayacaktı. Belki de diğer karakterlere bakış açımız değişecekti ve onlara önyargıyla yaklaşacaktık. Yazarın bize farklı bakış açılarını sunması kitabı tekdüzelikten uzaklaştırmış. Kitabı sıkıcılaştırmayıp canlandırmış. İlk başlarda dram ağırlıklı bir kitap olur diye düşünmüştüm ama Auggie’nun neşeli ve eğlenceli hallerini gördükçe öyle olmadığını anladım.

Auggie’nin daha 10 yaşında insanlar tarafında sırf yüzü sıradışı diye tepkiler görmesi ve onun hissettiklerini okumak hem üzücüydü hem de bir yönden ders vericiydi. Genel olarak insanların dış görünüşlerine bakıp onları yargılayan bir toplumuz. Bu kitabı okuduğunuz zaman işte bu düşüncelerden tamamiyle arınıyorsunuz, ders alıyorsunuz. Dış görünüşün sadece bir hiçlikten ibaret olduğunu görüyorsunuz. Auggie’nin hissettiklerini okumak beni çok etkiledi. Sadece 10 yaşında.10! Ve öylesine saf ve temiz duyguları olan bir çocuk ki artık bir süre sonra insanların onun yüzünü gördüğünde attıkları çığlıkları görmezden gelebiliyor.

Kitapta ilk başlarda Auggie’nin okula adapte olmaya çalışmasını ve insanların ona bir virüsmüş gibi davranmasını okuyoruz.Ve o umutsuz bir şekilde tek başınayken Summer onun yanına geliyor. Summer karakteri o kadar tatlıydı ki en sevdiğim karakterlerden diyebilirim. Zaman ilerledikçe ikisinin dostluklarını okuyoruz. Fazla minnoşlar. Cool beans! Ve tabiki Jack’i de en başından beri sevdim.

Auggie’nin bölümleri kadar Via’nın bölümlerini de sevdim. Ailesinin sürekli Auggie ile ilgilenmesi ve Via’nın ilgiden yoksun kalmasına rağmen kardeşine hiç kızamaması. Bir taraftan liseye başlaması bir taraftan arkadaş sorunsalları derken ilgiye en muhtaç olduğu anlarda ilgisiz kalması ve yazarın onun hissettiklerini çok iyi şekilde vermiş olması çok gerçekçiydi. Gelelim Auggie’nin ailesine. Auggie doğduğu ilk andan beri onların “mucizesi”. Aile bağları sımsıkıydı ve gayet neşeli bir ailesi vardı.

Kitap fazla gerçekçiydi. Okuyan herkesin ders çıkaracağı, dostluk, sevgi, nezaketin ne demek olduğunu bu kitapta göreceksiniz. Ve tabiki önyargılarınızı kıracaksınız.Bol bol duygu karmaşaları yaratan bir kitap. Bir bölümde üzülüyorsunuz sonra bir bakıyorsunuz Auggie yine yüzünüzü gülümsetiyor. Bazen de çevredeki insanlara sinirleniyorsunuz. Fazlasıyla duygu yoğunluğu olan ama bir o kadarda akıcı olan bir kitap.

Sonlara doğru sanki olaylar gerçekçiliğini yitirdi gibi. Bazı karakterlerin değişimlerinden dolayı sanırım ben öyle hissettim. Bu yüzden hafif hayal kırıklığına uğramadım değil. Bunun dışında kesinlikle muazzam farkındalık yaratacak bir kitap. Yaşınız ne olursa olsun alın okuyun.


ALINTILAR:

“I think there should be a rule that everyone in the world should get a standing ovation at least once in their lives.” 


“Now that I look back, I don't know why I was so stressed about it all this time. Funny how sometimes you worry a lot about something and it turns out to be nothing.” 


“The things we do outlast our mortality. The things we do are like monuments that people build to honor heroes after they've died. They're like the pyramids that the Egyptians built to honor the pharaohs. Only instead of being made of stone, they're made out of the memories people have of you.” 


“MR. BROWNE'S SEPTEMBER PRECEPT:

WHEN GIVEN THE CHOICE BETWEEN BEING
RIGHT OR BEING KIND, CHOOSE KIND.” 


“Sometimes I think my head is so big because it is so full of dreams” 


“My mom smiled at me. Her smile kind of hugged me.” 


“Jack, sometimes you don't have to mean to hurt someone to hurt someone. You understand?” 


“I love that feeling when you first open your eyes in the morning and you don’t even know why everything seems different than usual. Then it hits you: Everything is quiet. No cars honking. No buses going down the street. Then you run over to the window, and outside everything is covered in white: the sidewalks, the trees, the cars on the street, your windowpanes. And when that happens on a school day and you find out your school is closed, well, I don’t care how old I get: I’m always going to think that that’s the best feeling in the world. And I’m never going to be one of those grown-ups that use an umbrella when it’s snowing—ever.” 



“Cool beans.” 


PUANIM:
4.35/5

12 Ekim 2016 Çarşamba

Kitap Alışverişi (Pandora-Yurtdışı- ve Okuoku)



Herkese merhabaaaa! Başka bir alışveriş yazısıyla karşınızdayım. Ve bunu yazarken çok mutluyum çünkü Pandora sitesinden verdiğim ithal kitap(kitaplar) sonunda geldi!! 45 gün kitabın gelmesini bekledim ve ilk yurtdışı siparişimdi. Ama değdi kesinlikle. Kitap şahane ya. Tek bir çizik bile yok. Pandora'dan ithal kitap almaya devam. (Bilmeyenler için Pandora istediğiniz tüm kitapları yurtdışından temin ediyor.Fiyatı size önceden bildiriyor tabi. Bence harika bir sistem.)
Bu kitabı sipariş vermemin sebebiyse Müge'nin seriyi çok seviyor olması. İlk kitabı "Güzelleştiğim O Yaz" olarak Artemis bastı. Ve ben ilk kitaba 3 puan vermiştim. Yazarın diğer Tatbilb serisini daha çok sevmiştim ama Müge serinin diğer kitaplarda güzelleştiğini söyledi. Bende 3 kitap bir baskı olduğu için ve ucuza geldiği için bu şekilde aldım. (Üçü toplam 40 tl ye geldi. +5 kargo yani toplam 45) Okumak için sabırsızlanıyorum.

THE SUMMER I TURNED PRETTY
IT'S NOT SUMMER WITHOUT YOU
WE'LL ALWAYS HAVE SUMMER


Ve gelelim okuoku siparişime. Serileri tamamlamak amaçlı yaptığım bir alışverişti. 10 tl indirimiyle yine gönlümü çaldı. Kitaplarda tek bir çizik bile yok. Sağdakilerin bazıları kardeşimin okul kitapları. Diğerleri benim.


SCARLET
CRESS
MEKANİK PRENS
MEKANİK PRENSES
BANE GÜNLÜKLERİ
KAN VE YILDIZ IŞIĞI GÜNLERİ
TANRI VE CANAVARLARIN DÜŞLERİ
DENİZ FENERİ -VİRGİNİA WOOLF
SULTAN VE ŞAİR -SEMA KAYGUSUZ

Bir başka "yaaaa artık bu son daha kitap almicam okumadıklarımı okuyana kadar" temalı alışverişim daha bu kadardı. Bol kitaplı günler.

7 Ekim 2016 Cuma

Cinderella and Four Knights | Kore Dizi Yorumu


Adı: Cinderella and Four Knights
Yönetmen: Kwon Hyuk Chan, Lee Min Woo
Senarist: Min Ji Eun, Won Young Shil
Tür: Romantik, Komedi
Kanal: tvN (dizinin her başlangıcında kadının söylediği gibi "kontent tıran lidır tivien" diyen tek ben miyim?:D:D)
Bölüm Sayısı: 16
Dil: Korece
Ülke: Güney Kore















KONUSU:
Eun Ha-Won ölen annesinin isteğini gerçekleştirmek ve öğretmen olmak istemektedir. Birlikte yaşadığı üvey annesi ve üvey kız kardeşi tarafından kötü muamele gören Eun Ha-Won bir gün rastlantı eseri tanıştığı Gök Grup'un başkanından bir teklif alır. Ha Won “Gökyüzü Evi” adlı bir köşkte yaşayacak ve çalışacak, bunun karşılığında yüklü bir miktar maaş alacaktır. Üniversiteye gitmek için para biriktiren Ha Won bu teklifi kabul eder. Gökyüzü köşküne taşınır ve köşkte kalan üç kuzen Kadın Avcısı Kang Hyun-Min, Asi Kang Seo-Woo, Yıldız Kang Ji-Woon ile yaşamaya başlar.
YORUMUM:


İşte karşınızda 2016 favorim!! Ciddi manada ben bu diziye BAYILDIM! Yeni bölümlerini beklemek biraz ızdırap gibiydi.Dizinin 16 bölüm olması da üzmedi değil. 21 bölüm falan olsaymış. Tadı damağımda kaldı resmen. 

KADRO RESMEN EFSANE! Dünyanın parası gitmiştir eminim. Olsundu bu kadro için değerdi. Arkadaşlar beni Gökyüzü Konağına atar mıısınız? :D Neyse öncelikle Cinderellamızdan başlayalım anlatmaya. Bu kızı dizi başladığı andan itibaren sevdim. O kadar minnoş bir suratı var ki. Gerçekten çok çok sevdim. Oyunculuğu zaten olay güzeldi. Tam olarak bu rölün kızıydı. Güçlü ve kendine ayakları üzerinde durmaya çalışması en sevdiğim yanıydı. 



Kang Seo Woo... Ben bu adamı neden daha sonra izlemedim. NEDEN NEDEN NEEDEN.Tüm dizilerini hemen listeme yazıyorum. Bu kadar karizmatik bir insan olabilir mi ya. Hem minnoş hem karizmatik :D O kadraja girince gözüm ondan başkasını görmedi. Evet dizideki favorim tabiki o! Tabi diğerlerinde de gönlüm yok değil. Çünkü dediğim gibi kadro efsane. Oyunculuklar şahane.

Gelelim Hyun Min e. Aslında diziye başlama sebebim oydu. Kendisini Blood dizisinde izlemiştim ve sevmiştim. Görünce de hemen diziye atladım tabi. İyi ki atlamışım.Teşekkürler Ahn Jeo.Sayende müthiş bir dizi izledim. Bu arada değinmesem olmaz beyimiz evlendi. Bilmeyen yoktur heralde. Hemde BOF dizisindeki kızla (Blood da başrol oynadığı). Nedense o kızı çok donuk buluyorum ama olsundu. Yakıştırdım.



SHİN. Cnblue'dan. Kadro muhteşem diye boşuna demiyorum arkadaşlar.Cnblue benim en sevdiğim ilk kpop gruplardan birisi. Şarkı olsun kendileri olsun fazlaca hastasıyım. Onu da bu dizide görünce ayrı bir mutlu oldum zaten. Hem burada da şarkıcı rolündeydi. 



Başkanın yardımcısı rolündeki adamı en başından itibaren sevdim. Dizide yan karakterlerin üzerinde de durulması gerçekten hoşuma gitti. Sanırım dizide sadece şu 2. kızı donuk buldum. Suratı, hareketleri vs. Ama çok gözüme batmadı. Çünkü o sıra kadrajda Seo Woo cum vardı.

Konusu çoğu kişiye klişe gelebilir ki zaten klişe. (Hangi kore dizisinde klişeler yokki) Klişe ama asla sıkıcı değil. İçerik, konunun işleyişi , oppalar, unniler şahane.Başka oyuncular olsaydı bu kadar sever miydim bilmiyorum tabi. İlk başta biraz Bof esintisi aldım. Ama bu bambaşkaydı. Her bölüm ayrı heyecan her bölüm ayrı güzel. Tek bir bölümde sıkılmadım. Katılarak güldüğüm sahneler vardı. Üzüldüğüm yerlerde oldu. Romantik Komedi türünde kore dizilerinde en başa bu diziyi yazıyorum arkadaşlar. İzlemediyseniz şiddetle öneririm. Benim için çerezlik bir diziydi.




Bu arada ilk kez bir kore dizisinin final bölümüne bayıldım. Hiçbir karakterin unutulmaması ve sevimli yüz gülümseten bir son.Gerçekten de tam bir Cinderella hikayesi. Hiç bir kore dizisinin sonunu bu kadar beğeneceğimi düşünmezdim tabiki. Diziyi o kadar beğendim ki hakkında ne yazacağımı daha bilemiyorum. Kelimelere dökmek zor. Sadece güzel, harika, şahane, mükemmel içerikli çok cümle kurdum biliyorum ama gerçekten çok keyif aldım izlerken.Bu arada o kadar güzel sahneler varki. Giflerini koyup spoiler falan vermek istemiyorum. O yüzden hemen diziye başlayın!!



Dizinin ostları yine efsane. Bu ostları hazırlayanlar işi biliyor abi. Kore dizisi demek benim için bir yönden ostları demek. Nasıl bu kadar diziyle bağdaşabiliyor anlamıyorum. Cuk diziye diziye oturmuş ostlar. Bir de dizinin adı çok güzel değil mi? İçeriğe uyumu çok güzel.







İLK AİLE FOTOĞRAFI